top of page

All Posts




İnsan-bilgisayar etkileşimine (HCI), tasarım açısından bakıldığında kullandığımız teknolojiler ışığında çerçeveye (frames) hapsedildiğini görmekteyiz. Buna sebep olarak günlük hayatta yaptığımız tüm işlerin cep telefonu, tablet ve bilgisayarlara sıkı sıkıya bağlı olması gösterilebilir. Ancak bu durumu emekleme dönemi olarak tanımlarsak bu dönem yavaş yavaş sona eriyor. Kullanılan donanımların çeşitlenmesi ve yapay zekanın hızlı yayılımı; mekândan ayrılan insanı tekrar mekân ile buluşturabilir. Bu buluşma yeniden arayüzün (UI) konuşulduğu dönem olabilir.


Aşağıdaki 4 paradigma tasarımın "statik bir görüntü" olmaktan çıkıp "akışkan bir deneyime" (flow) dönüşme sürecini haritalandırmaktadır:


1. Invisible & Peripheral (Görünmez ve Çevresel)

Teknolojinin dikkati sömürmeyi bırakıp arka planda, sessizce ve sezgisel olarak çalıştığı, ekranın yok olduğu felsefe.


2. Spatial & Immersive (Uzamsal ve Sürükleyici)

Arayüzün 2D düzlemden kaçıp 3D fiziksel dünyaya, derinliğe ve ışığa yayıldığı "Spatial Computing" dünyası.


3. Cognitive & Symbiotic (Bilişsel ve Sembiyotik)

Zihin ile makine arasındaki bariyerin kalktığı; niyetin, duygunun ve anlık üretkenliğin (GenUI) başrolde olduğu derin etkileşim.


4. Tangible & Material (Dokunsal ve Maddesel)

Dijital verinin tekrar fiziksel bir forma büründüğü, biyolojik ve materyal arayüzlerle kurulan somut bağ.

 
 
 

© All Rights Reserved 2025 Aykut Yıldırım

Linkedin icon
bottom of page